Kıymetli yol arkadaşlarım, dünyayı benimle adım adım keşfeden değerli Gezitur okurları, merhabalar!
Bugüne dek sınırları aşarak çölleri, okyanusları ve kadim kentleri birlikte arşınladık. Ancak bugün rotamızı Karadeniz’in o hırçın dalgalarının, fındık bahçelerinin yeşiline usulca karıştığı, havası sert ama insanı bir o kadar mert olan, gizli kalmış bir cennete çeviriyoruz: Giresun’a (Çotanaklar Diyarı).
Giresun, sadece sahil yolundan arabayla geçip gidilecek bir şehir değildir. Yaylalarında bulutların üzerine çıkıp nefes aldığınızı hissettiğiniz, sokaklarında buram buram kavrulmuş fındık kokusunu içinize çektiğiniz ve hırçın doğasına rağmen size şefkatle sarılan bir masaldır. Bir gezgin olarak size şunu söyleyebilirim: Eğer Karadeniz’in o bozulmamış, otantik ruhunu arıyorsanız, doğru yerdesiniz.
Bu rehberi okurken burnunuza denizden esen o iyot kokusu gelecek, Görele pidesinin üzerindeki o eriyen tereyağının cızırtısını duyacaksınız. Adımlarımı takip edin, çünkü bu kadim şehri sadece listelemeyecek, iliklerinize kadar yaşayacağız!
İşte Giresun’da ruhunuzu ve midenizi fethedecek 10 unutulmaz durak.
1. Amazonların Ayak İzleri: Giresun Adası (Aretias)
Karadeniz’in üzerinde yaşanabilir tek adasına, mitolojinin ve efsanelerin tam kalbine doğru küçük bir tekne yolculuğuna çıkıyoruz.
- Tecrübe Notları: Limandan kalkan ufak teknelerle adaya yaklaşırken martıların çığlıkları size eşlik ediyor. Adaya adım attığımda, defne ve taflan ağaçlarının o genzi açan kokusu beni karşıladı. Burası efsaneye göre savaşçı Amazon kadınlarının yaşadığı, Herkül’ün Altın Post’u ararken uğradığı yer. Adanın etrafını saran sur kalıntıları arasında yürürken ve o meşhur “Hamza Taşı”na dokunurken, binlerce yıllık bir gizemin ortasında olduğunuzu hissediyorsunuz.
- Gezginin Tavsiyesi: Yaz aylarında düzenlenen mitolojik canlandırma turlarına (Amazon kadınları konseptli) mutlaka denk gelmeye çalışın. Adanın etrafındaki turkuaz sularda yüzmek serbest; yanınıza mayonuzu almayı unutmayın.
2. Şehre Zirveden Bakış: Giresun Kalesi
Şehri ikiye bölen o yemyeşil yarımadanın en tepesinde, şehre bir kartal yuvası gibi kurulan tarihi kale…
- Tecrübe Notları: Taş döşeli yokuşları tırmanıp kaleye ulaştığımda, bir yanımda uçsuz bucaksız Karadeniz, diğer yanımda Giresun şehri ayaklarımın altındaydı. Burası sadece tarihi bir sur değil; asırlık ağaçların gölgelediği, insanların huzur bulduğu bir yaşam alanı. Milli Mücadele kahramanı Topal Osman Ağa’nın anıt mezarını ziyaret ettikten sonra, kalenin burçlarından gün batımını izlemek, rüzgarın fısıltısını dinlemek muazzam bir tecrübeydi.
- Gezginin Tavsiyesi: Kaledeki çay bahçelerinde mutlaka bir semaver çayı söyleyin. Çayınızı yudumlarken o muazzam deniz manzarasını arkanıza alıp kusursuz fotoğraflar çekebilirsiniz.
3. Avrupa Kıtası Ödüllü Bir Nostalji: Zeytinlik Semti
Tarihin durduğu, mimarinin şiir yazdığı bir mahalleye, Giresun’un o eski, kozmopolit ruhuna yolculuk yapıyoruz.
- Tecrübe Notları: Arnavut kaldırımlı dar sokaklara girdiğimde, iki katlı, cumbalı, bahçelerinden incir ve zeytin ağaçları taşan o muazzam Rum evleri beni karşıladı. Bu evlerin mimari bir sırrı var: Hiçbiri diğerinin ışığını, manzarasını ve hava akımını kesmiyor! Sokaklarda yürürken ahşap kapıların, ferforje balkonların detaylarında kayboldum. Bir zamanlar Türklerin ve Rumların nasıl iç içe, estetik bir uyumla yaşadığını görmek insanın içini ısıtıyor.
- Gezginin Tavsiyesi: Semti yürüyerek gezin ve yorulduğunuzda restore edilmiş tarihi konaklardan birinin avlusunda közde Türk kahvesi molası verin.
4. Ormanın Gizlediği Mucize: Kuzalan Şelalesi ve Tabiat Parkı
Dereli ilçesine doğru, Karadeniz’in o devasa ormanlarının derinliklerine dalıyoruz.
- Tecrübe Notları: Anayoldan ormanın içine doğru kıvrıldığımda, devasa ağaçların arasından gelen o gürül gürül su sesi kalbimi hızlandırdı. Şelaleye vardığımda, yosun tutmuş kayaların üzerinden metrelerce aşağı dökülen o bembeyaz su kütlesi tüm ihtişamıyla karşımdaydı. Şelalenin yarattığı ince su buharı yüzüme çarparken, ciğerlerime çektiğim o taze orman havası şehir stresini saniyeler içinde sıfırladı.
- Gezginin Tavsiyesi: Şelale yolu üzerinde kısa yürüyüş parkurları var. Kaymayan, rahat bir doğa ayakkabısı giyin. Sadece şelaleyi görüp dönmeyin, parkın içindeki anıt ağaçları mutlaka inceleyin.
5. Doğanın Renk Oyunu: Mavi Göl (Sodalı Göl)
Kuzalan’dan çok uzaklaşmadan, Karadeniz’in tek sodalı gölü olan ve rengiyle sizi büyüleyecek bir doğa harikasına geçiyoruz.
- Tecrübe Notları: Vadinin içine doğru ahşap yürüyüş yollarından ilerlerken, kireçtaşlarının arasından süzülen suyun biriktiği o göletleri gördüm. Suyun rengi öyle bir turkuazdı ki, sanki Karadeniz’de değil de tropikal bir adadaymışım gibi hissettim. İçindeki sodalı suyun travertenleri oyarak oluşturduğu bu göl dizisi, güneş ışığı vurduğunda adeta parlıyordu.
- Gezginin Tavsiyesi: Mavi Göl’ün o muazzam turkuaz rengini tam anlamıyla görebilmek için yaz aylarında (özellikle Temmuz-Ağustos) ziyaret etmelisiniz. Kar sularının eridiği ilkbaharda suyun rengi normale döner.
6. Bulutların Üzerinde Bir Rüya: Kümbet Yaylası
Giresun’a gelip de yaylaya çıkmamak olmaz. Çam ormanlarının bittiği, uçsuz bucaksız çayırların başladığı Kümbet Yaylası, 1640 metre rakımda bizi bekliyor.
- Tecrübe Notları: Virajlı dağ yollarını tırmanıp yaylaya ulaştığımda, sislerin arasından beliren o ahşap yayla evleri ve otlayan ineklerin çan sesleri beni masalsı bir dünyaya soktu. Hava aşağıda kavurucuyken, burada o tatlı Karadeniz ayazı yüzüme vurdu. Çimlerin üzerine uzanıp, ayaklarımın altında bir deniz gibi dalgalanan bulutları izlemek, bir gezgin olarak yaşadığım en özgürleştirici anlardan biriydi.
- Gezginin Tavsiyesi: Yaylanın soğuğu yazın bile adamı titretir, yanınıza mutlaka kalın bir rüzgarlık alın. Yaylada dolaşırken yerel halktan bir kase taze yayla yoğurdu ve süt mısır istemeyi ihmal etmeyin.
7. Denizin Kıyısında Tarih: Tirebolu Kalesi
Rotamızı tekrar sahil şeridine, çayın en güzel demlendiği ilçe olan Tirebolu’ya, denizin hemen kıyısındaki o mağrur kaleye çeviriyoruz.
- Tecrübe Notları: Denizin içine doğru uzanan bir yarımadanın üzerine inşa edilmiş bu kaleye girdiğimde, Karadeniz’in o hırçın dalgalarının surlara çarpışını izledim. Kalenin tarihi dokusu çok iyi korunmuş. İçeride dolaşırken ufuktaki o sonsuz mavilik insana derin bir huzur veriyor.
- Gezginin Tavsiyesi: Kaleyi gezdikten sonra hemen girişindeki tesiste, meşhur Tirebolu 42 Çayı içmeden dönmeyin. Çayın o yumuşak içimi ve bergamotlu aroması, deniz manzarasıyla birleşince enfes oluyor.
8. Ateşin ve Hamurun Efsanevi Dansı: Görele Pidesi (Lezzet Durağı)
Sıra geldi Karadeniz’in mutfak tahtına oturmaya. Görele Pidesi, bir yemek değil, başlı başına bir şölendir.
- Tecrübe Notları: Görele’de tarihi bir pideciye (esnaf lokantasına) adım attığımda, fırından gelen o odun ateşi kokusu aklımı başımdan aldı. İnce uzun açılmış, kenarları çıtır, ortası yumuşacık hamurun içine bolca yöresel peynir konulmuş ve üzerine taze bir yumurta kırılmıştı. Usta, pide fırından çıkar çıkmaz üzerine devasa bir parça köy tereyağı sürdü. Tereyağı cızırdarken, pidenin kenarından bir parça koparıp o sarısı dağılan yumurtaya ve eriyen peynire banarak ilk ısırığı aldığımda, neden bu pidenin dünyaca meşhur olduğunu anladım.
- Gezginin Tavsiyesi: Görele pidesi çatal bıçakla yenmez! Uçlarından koparıp yumurtaya banarak, tamamen ellerinizle yemelisiniz. Yanında buz gibi bir ev ayranı şarttır.
9. Bahçeden Sofraya Yöresel Ot Şöleni: Dible ve Kiraz Kavurması (Lezzet Durağı)
Giresun mutfağı, Karadeniz’in ot ve sebze zenginliğinin en uç örneklerini barındırır. Merkeze dönüyor ve yerel bir esnaf lokantasına oturuyoruz.
- Tecrübe Notları: Masama gelen Karalahana Diblesi (pirinç ve ince kıyım karalahananın zeytinyağıyla buluşması), hafifliği ve lezzetiyle beni şaşırttı. Ancak asıl şoku, bir meyvenin yemeğe dönüşmüş hali olan Kiraz Tuzlusu Kavurması‘nı yediğimde yaşadım. Tuzlanarak saklanmış kirazların, soğan ve tereyağıyla kavrulduğu bu yemek; tatlı, tuzlu, ekşi ve umami lezzetlerini aynı anda damağımda patlattı. Tabiatın sunduklarının nasıl bir yaratıcılıkla sofraya geldiğinin en büyük kanıtıydı.
- Gezginin Tavsiyesi: Giresun merkezde “Yöresel Yemekler” tabelası olan ufak aile işletmelerini tercih edin. Menüde varsa Taflan (Karayemiş) Kavurması ve Sakarca otundan yapılan yemekleri mutlaka deneyin.
10. Sokakların Ruhu: Giresun Simidi ve Fındık Ezmesi (Lezzet Durağı)
Sabah saatlerinde şehrin uyanışına şahitlik etmek ve o ince, zarif lezzetleri tatmak için son durağımız şehrin sokakları.
- Tecrübe Notları: Sabah erken saatlerde fırından yeni çıkmış, üzerinde susam bulunmayan, pekmez suyuna batırılarak odun ateşinde pişirildiği için simsiyah ve kıtır kıtır olan o meşhur Giresun Simidi’ni (Kel Simit) elime aldım. Şehrin tarihi fındıkçılarından birine girip, hiçbir katkı maddesi olmayan, tamamen çifte kavrulmuş Giresun kalite fındıklarından çekilmiş taze Fındık Ezmesi aldım. O çıtır simidi, taze fındık ezmesine sürüp sahil kenarında yerel halkla omuz omuza çayımı yudumlamak, bu şehre veda etmenin en lezzetli, en samimi yoluydu.
- Gezginin Tavsiyesi: Giresun kalite fındık (yağ oranı ve lezzeti dünyada tektir), evinize götüreceğiniz en güzel hediyedir. Fındık ezmesini fabrikasyon kavanozlarda değil, gözünüzün önünde fındıkların makineye dökülüp ezildiği o yöresel aktarlardan/fındıkçılardan taze taze çektirip alın.
Sevgili dostlar; Giresun sadece gözlerinize değil, ruhunuza ve midenize de hitap eden, bir kez gidildiğinde insanın aklının bir köşesinde hep o yeşili ve maviyi bırakan nadide bir coğrafyadır.
Gezitur rotanız Çotanaklar diyarına düştüğünde, bu rehberi pusulanız yapın. Kaleye tırmanın, bulutlara dokunun, o çıtır pidenin suyuna banın ve Karadeniz’in o deli dolu ruhunu benim gibi içinize çekin.
Yollarınız açık, keşifleriniz hep taze olsun. Bir sonraki maceramızda görüşmek üzere!
