Karlar Ülkesine Şiirsel Bir Yolculuk: Kars Gezi ve Lezzet Rehberi

Karlar Ülkesine Şiirsel Bir Yolculuk: Kars Gezi ve Lezzet Rehberi

0

Kıymetli yol arkadaşlarım, dünyayı benimle omuz omuza keşfeden değerli Gezitur okurları, merhabalar!

Bugüne dek güneşin en sıcak yüzünü gösterdiği çölleri de, okyanusların tuzlu rüzgarlarını da birlikte soluduk. Ancak bugün, burnunuzun ucunu sızlatan o keskin soğuğun, içinizi ısıtan bir misafirperverlikle nasıl eriyip gittiğine şahit olacağımız bir coğrafyadayız. Doğu Ekspresi’nin o ritmik tekerlek seslerinin bizi ulaştırdığı, her sokağı tarih kokan, her köşesi bir roman sayfasını andıran o büyüleyici sınır kentine, Kars’a gidiyoruz.

Beni bilirsiniz; bir şehre sadece “bakıp” geçmem, o şehri “yaşarım”. Kars, üzerinize lapa lapa yağan karın altında, gri bazalt taşlı binaların arasında yürürken geçmişin fısıltılarını duyabileceğiniz, masalsı bir yer. Bu rehberi okurken sobanın üzerinde demlenen çayın kokusunu alacak, Ani’nin o görkemli ıssızlığında rüzgarın sesini duyacak ve Kars kazının o damak çatlatan lezzetini hissedeceksiniz.

Eğer rotanızı Türkiye’nin bu destansı doğu sınırına çeviriyorsanız, adımlarımı takip edin. İşte Kars’ta mutlaka yaşamanız, görmeniz ve tatmanız gereken 10 efsanevi durak!

1. Zamanın Durduğu Yer: Ani Ören Yeri (Ani Harabeleri)

Kars şehir merkezine yaklaşık 45 kilometre uzaklıkta, Türkiye-Ermenistan sınırını çizen Arpaçay’ın hemen kıyısındaki bu antik kent, kelimenin tam anlamıyla “Dünya Kenti” unvanını hak ediyor.

  • Tecrübe Notları: Kışın ortasında, diz boyu karın içinde Ani’ye adım attığımda hissettiğim o derin sessizliği tarif etmem imkansız. Devasa surlardan içeri girdiğimde, Büyük Katedral’in (Fethiye Camii) ihtişamı ve Anadolu’daki ilk Türk camisi olan Ebul Manucehr Camii’nin uçuruma bakan o mağrur duruşu karşısında nefesim kesildi. Uçsuz bucaksız beyaz bir ovanın ortasında, yüzyıllara meydan okuyan kızıl taşlı kiliseler ve camiler arasında yürümek, adeta bir zaman makinesinde seyahat etmek gibiydi.
  • Gezginin Tavsiyesi: Ani çok geniş bir alana yayılıyor. En az 3-4 saatinizi buraya ayırın. Rüzgar burada çok keskindir; en kalın termal kıyafetlerinizi giyin, atkınızı burnunuza kadar çekin. Özellikle Ebul Manucehr Camii’nin penceresinden Arpaçay’a ve karşı kıyıya bakarak o tarihi kadrajı fotoğraflamayı sakın unutmayın.

2. Buzun Üzerinde Bir Kış Masalı: Çıldır Gölü

Kışın Kars’a gelip de yüzeyi tamamen donan Çıldır Gölü’nün üzerinde yürümeden dönmek, bu geziyi eksik bırakmaktır.

  • Tecrübe Notları: Gölün kenarına vardığımda ufuk çizgisinin kaybolduğu bembeyaz bir denizle karşılaştım. Buzun kalınlığı bazen yarım metreyi buluyor. O atlı kızaklara (Troyka) binip, atların nalları buzda şakırdarken yüzüme vuran dondurucu rüzgarı hissetmek… İşte adrenalin ve huzur tam olarak buydu. Yerel balıkçıların “Vira Bismillah” diyerek buzları kırıp Eskimo usulü ağ çekişlerini izlemek, insanın doğayla olan o ilkel ve güçlü bağını yeniden hatırlatıyor.
  • Gezginin Tavsiyesi: Gölde kızak keyfi yaptıktan sonra, hemen göl kenarındaki ahşap sobalı restoranlarda, o kırılan buzların altından yeni çıkmış taptaze Sarı Sazan (Sarı Balık) kızartmasını mutlaka yiyin. Çıtır çıtır balığın yanına bir de semaver çayı söylediniz mi, soğuk size vız gelecektir.

3. Sarıçamların Gölgesinde Kristal Kar: Sarıkamış Kayak Merkezi

Dünyada sadece İsviçre Alpleri’nde ve Kars Sarıkamış’ta bulunan “kristal kar” dokusunu hissetmek için rotamızı Sarıkamış’a çeviriyoruz.

  • Tecrübe Notları: Sarıçam ormanlarının rüzgarı kestiği bu pistlerde kayarken, karın altınızda ezilirken çıkardığı o özel “kırt kırt” sesini dinlemek büyüleyiciydi. Kar zerreleri birbirine yapışmıyor, adeta havada süzülen elmas tozları gibi ışıldıyor. Kayak yapmasanız bile telesiyejle zirveye çıkıp o devasa çam ağaçlarının beyazla imtihanını izlemek, ciğerlerinize o tertemiz orman havasını çekmek ömre bedel.
  • Gezginin Tavsiyesi: Zirve kafesinde şöminenin karşısına geçip sıcak şarabınızı veya sahlebinizi yudumlarken manzarayı izleyin. Ayrıca buraya kadar gelmişken, o dondurucu soğukta vatan için can veren askerlerimizin anısına Sarıkamış Şehitleri Anıtı‘nı ziyaret edip bir dua okumayı ihmal etmeyin.

4. Rus Çarının Ahşap Başyapıtı: Katerina Köşkü

Sarıkamış ormanlarının derinliklerinde gizlenmiş, 19. yüzyılın sonunda Çar II. Nikola tarafından yaptırılan ve çivi kullanılmadan inşa edilen efsanevi bir av köşkü.

  • Tecrübe Notları: Sık çam ağaçlarının arasından yürüyerek köşke ulaştığımda, Baltık mimarisinin o zarif ahşap işçiliği karşısında büyülendim. “Çivisiz Köşk” olarak da bilinen bu yapının yekpare ağaç kütüklerinin birbirine nasıl mükemmel bir şekilde geçirildiğini yakından incelemek, dönemin ahşap işçiliğine saygı duymamı sağladı. Köşkün hüzünlü ve terk edilmiş hali, onu daha da gizemli kılıyor.
  • Gezginin Tavsiyesi: Yapının içi şu an bakımsız olsa da dışarıdan fotoğraf çekmek için mükemmel bir atmosfer sunuyor. Karların içindeki bu devasa ahşap malikaneyi özellikle sabahın erken saatlerinde, sis henüz kalkmamışken ziyaret ederseniz çok dramatik kareler yakalayabilirsiniz.

5. Peynirin Başkentine Yolculuk: Boğatepe Köyü (Lezzet Durağı)

Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da sayılı peynir rotalarından birindeyiz. Kars Gravyeri’nin doğduğu yer olan Boğatepe (eski adıyla Zavot) Köyü, eko-turizmin kalbi.

  • Tecrübe Notları: Köye adım attığım an o nefis süt ve odun ateşi kokusu beni karşıladı. Köy halkının kurduğu Peynir Müzesi‘ni gezip gravyerin İsviçre’den Kars’a uzanan o ilginç hikayesini dinledim. Ancak asıl olay, köy evlerinden birine konuk olduğumda kurulan o kahvaltı sofrasıydı. Yıllanmış Kars Gravyeri’nin o gözenekli yapısı, ağızda bıraktığı yoğun aroma, eski kaşar, taze kaymak ve sıcak soba eşliğinde hayatımın en iyi kahvaltılarından birini yaptım.
  • Gezginin Tavsiyesi: Boğatepe’ye sabah erken saatlerde kahvaltı için gidin. Ev hanımlarının hazırladığı bu sofralara oturmak için önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Dönerken bagajınızı dolduracak kadar gerçek Gravyer ve Kars Kaşarı almayı unutmayın.

6. Baltık Mimarisinin Zarafeti: Kars Şehir Merkezi Sokakları

Türkiye’de şehir planlamasının (ızgara planı) ilk uygulandığı, geniş caddelerin birbirini dik kestiği, süslü taş binalarla dolu tarihi Kars merkezindeyiz.

  • Tecrübe Notları: Ordu Caddesi ve Yusufpaşa Mahallesi sokaklarında yürürken kendimi bir Avrupa başkentinde hissettim. 40 yıllık Rus işgali döneminde yapılan o gri ve siyah bazalt taşlı binaların üzerindeki kabartmalar, ferforje balkonlar ve yüksek tavanlar… Adeta açık hava müzesi. Bir zamanlar Rus Ortodoks Kilisesi (Aleksander Nevski Kilisesi) olan, günümüzde ise Fethiye Camii olarak kullanılan yapının o soğuk ama ihtişamlı silüetini yakından görmek muazzamdı.
  • Gezginin Tavsiyesi: Sokakları mutlaka yürüyerek arşınlayın. Binaların çoğu günümüzde resmi kurum veya butik otel olarak kullanılıyor. Soğuktan yorulduğunuzda bu tarihi binalardan dönüştürülmüş şık kafelere girip yerel tatlılarla kahve molası verin.

7. Şehre Tepeden Bakış: Kars Kalesi ve Taş Köprü

Şehrin hemen yanı başında yükselen, Kars’ın yüzyıllardır sarsılmayan muhafızı: Kars Kalesi ve eteklerindeki tarihi doku.

  • Tecrübe Notları: Kars Çayı’nın üzerinden geçen tarihi Taş Köprü’den (Karamurath Paşa Köprüsü) yürüyüp kaleye doğru tırmanışa geçtim. Yukarı çıktıkça şehrin o ızgara planı ayaklarımın altına serildi. Kalenin burçlarından, bembeyaz örtü altındaki şehri, Evliya Camii’ni (Ebul Hasan Harakani Türbesi) ve Ulu Cami’yi izlerken, bu şehrin neden bu kadar çok kuşatmaya maruz kaldığını çok daha iyi anladım.
  • Gezginin Tavsiyesi: Kaleye tırmanış biraz dik ve kışın buzlu olabilir, adımlarınıza dikkat edin. Kalenin eteklerindeki Kars Çayı kenarında yer alan tarihi hamamları (Mazlumağa ve İlbeyioğlu Hamamları) da rotanıza ekleyin.

8. Tarihin Yükü ve Hüzün: Kanlı Tabya (Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi)

Kars, bir “Gazi” şehirdir. Şehrin savunması için 18. yüzyıldan itibaren yapılan 46 tabyadan biri olan Kanlı Tabya, bugün muazzam bir müzeye dönüştürülmüş durumda.

  • Tecrübe Notları: Müzenin loş ve soğuk taş koridorlarından içeri girdiğimde tüylerim diken diken oldu. Etkileşimli heykeller, revir canlandırmaları, askerlerimizin o dondurucu soğukta giydiği çarıklar ve elleriyle yazdıkları veda mektupları… Kafkas Cephesi’nde yaşanan acıları ve kahramanlıkları tüm gerçekliğiyle, iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Duygusal olarak çok ağır ama bir o kadar da gurur verici bir tecrübeydi.
  • Gezginin Tavsiyesi: Müzeyi hızlıca gezmeyin. Her bir bilgilendirme panosunu okuyun ve özellikle interaktif savaş canlandırmalarının olduğu salonlarda o atmosferi hissedin.

9. Lezzetin Zirvesi: Kars Kazı Ziyafeti (Lezzet Durağı)

Ve gelelim Kars’ın mutfak tacına… Kars’ta kaz eti yemek, sadece bir öğün değil, saatler süren ritüelistik bir şölendir.

  • Tecrübe Notları: Tarihi bir Kars evinden dönüştürülmüş restoranda masama oturduğumda, mutfaktan gelen o iştah açıcı koku başımı döndürdü. Kar yiyip yağlanmış, ardından tuza basılıp kurutulmuş ve fırında nar gibi kızarmış Kars kazı masaya geldiğinde gözlerim parladı. Derisi çıtır çıtır, eti ise tiftik tiftik ayrılıyordu. Ama asıl bomba, kazın kendi suyuyla ve yağıyla pişirilmiş, altında servis edilen o efsanevi bulgur pilavıydı. Etin lezzeti bütün pilava işlemişti.
  • Gezginin Tavsiyesi: Kaz eti, özel hazırlık gerektiren ağır bir yemektir. Mutlaka bir gün önceden güvenilir, yöresel yemekler yapan restoranlardan (Kars Kaz Evi gibi yerler çok meşhurdur) rezervasyon yaptırın. Yanında mutlaka ev yapımı hoşaf veya kızılcık şerbeti için; etin ağırlığını mükemmel dengeliyor.

10. Hamur ve Etin Dansı: Piti ve Hangel (Lezzet Durağı)

Kars kazını tattıktan sonra bölgenin diğer efsanevi lezzetlerini tatmadan bu şehre veda etmek olmaz. Hedefimiz yöresel esnaf lokantaları.

  • Tecrübe Notları: İlk olarak masama Piti (Bozbaş) geldi. Toprak güveçte, nohut, kuzu eti, kuyruk yağı ve safranla saatlerce pişmiş bu sulu yemeğin suyu önce lavaşa dökülüp yeniyor, sonra eti ve nohutu eziliyor. İnanılmaz doyurucu bir lezzet. Ardından Kars’ın meşhur mantısı diyebileceğimiz Hangel (yaprak mantı) geldi. İçinde et olmayan, incecik açılmış hamur karelerinin üzerine bol sarımsaklı yoğurt ve çıtır çıtır karamelize edilmiş soğanlı tereyağı dökülmüş. O sıcak tereyağının cızırtısı eşliğinde hamurun ağızda dağılışı tek kelimeyle muazzamdı.
  • Gezginin Tavsiyesi: Bu yemekleri tatmak için şehir merkezindeki “Hanımeli Kars Mutfağı” gibi tamamen yerel kadınların işlettiği mekanları tercih edin. Yemeğin üzerine bölgenin meşhur un helvası olan Umaç Helvası‘nı yemeyi de asla unutmayın.

Sevgili dostlar; Kars sadece kalın montlar giyip fotoğraf çekileceğiniz bir kış rotası değil; taş binalarının arasında tarihin yankılandığı, insanının yüreğindeki sıcaklığın o dondurucu havayı erittiği, her öğününün bir şölene dönüştüğü benzersiz bir tecrübedir.

Yollarınız karlar ülkesine düştüğünde, benim adımlarımı takip edin. Çıldır’da buzun sesini dinleyin, Ani’de tarihin sessizliğine gömülün ve o muazzam lezzetlerin tadını çıkarın.

Yolunuz açık, rotanız masalsı olsun! Bir sonraki keşfimizde görüşmek üzere!

Paylaş

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir